Bir Leylek Yolculuğu

Ümmü Gülsüm Çinici

Zamanın birinde bir grup leylek sıcak yerlere doğru yol hazırlığı yapmış. Uzaklara gitmek öyle kolay değilmiş elbette. Leylekler uzak diyarlara ancak molalar vererek gidebilirmiş. İşte yolculuğa çıkan gruptaki leylekler de uçmuş, uçmuş, uçmuş; sonunda mola yerine gelmiş.

 

Leylekler ağaçların, telefon direklerinin üzerindeki boş yuvalara konmuşlar. Yuvaların bazıları doluymuş. Onlarda başka leylekler varmış. Daha önce yola çıkan ve daha erken gelen leylekler. Hatta o leylek grubu molalarını bitirip yola çıkmak üzereymiş ama içlerinden biri kendini iyi hissetmiyormuş. Grubun lideri, yeni gelen grubun liderinin yanına gitmiş. Ona durumu anlatmış, bir ricada bulunmuş. “ Arkadaşımız sizinle kalsa, biraz daha dinlense, sonraki mola yerinde bize katılsa, olur mu?” demiş.

 

Lider “Tabii, olabilir.” demiş. Böylelikle onlar yoluna devam ederken kendini iyi hissetmeyen leylek kalmış. Ona yardımcı olması için bir doktor leyleği görevlendirmişler.

 

Doktor leylek bakmış, hasta inliyor. “ Neren ağrıyor?” diye sormuş. Hasta leylek “Galiba ayağım acıyor.” demiş. Doktor ayağına bakmış. “ Emin misin? Ayağın iyi gibi, başka yerin mi ağrıyor yoksa?” demiş. Hasta “Belki de kanadım ağrıyordur!” demiş. Doktor onun kanatlarını incelemiş “Kanatların iyi durumda.” demiş. Hasta “Belki de gagam acıyordur.” demiş. Doktor bakmış, gagası da iyiymiş. Hasta “Bana göre bu başka bir ağrı olabilir.” demiş. Hasta “Bir yerim acıyor ama neresi olduğunu bilemiyorum.” demiş.

 

Doktor: “Kapat gözlerini ve acının nerede olduğunu hissetmeye çalış.” demiş.

 

Hasta gözlerini kapatmış ve kendini dinlemiş. Sonunda “Benim kalbim acıyor.” demiş.

 

Doktor: “ Seni üzecek bir şey mi oldu?” demiş.

 

Hasta, şöyle bir düşünmüş. “Yola çıkmadan uğurlu ipimi yuvamda unutmuştum ve ona üzüldüm.” demiş.

 

Doktor  “Çok üzülünce olur böyle.” demiş. “Kalbinin olduğu yere bakabilir miyim?” diye sormuş. Doktor onun kalbinin olduğu yere bir bakmış ki tüylerin arasında minik bir diken varmış ve o diken leyleğin derisinin içine kadar giriyormuş.

 

Doktor, gördüğünü hastasına anlatmış. Sonra ondan izin isteyip dikeni çıkarmış. Leyleğin acısı geçmiş.

 

Doktor: “İpin için üzülme. O seni bekler. Artık canını yakan bir diken yok. Şimdi kalbinin acısı tamamen geçsin ve güzelce uyu.” demiş. Leylek iyileşmiş ve birkaç gün sonra da kaldığı yerden yolculuğuna devam etmiş.

 

Kim inanır? Leylekler gezginmiş, doktor leylek varmış, hasta acısının yerini bulamamış, üzülmek kalbi acıtırmış, diken kalbin üstüne batmış. Ya doğruysa?