Otizmde Yaşa Göre Belirtiler

Çocuk ve Ergen Psikiyatristi

Dr. Erdem Beyoğlu

Otizm, ilk olarak 1943 yılında Leo Kanner tarafından tanımlanmıştır.

 

Otizm, genel olarak toplumsal etkileşim ve iletişim alanlarında belirgin bozulmanın olduğu, bireylerde yineleyici davranışların ve kısıtlı ilgi alanlarının olduğu bir rahatsızlık olarak tanımlanmaktadır.

 

Son yıllarda yapılan çalışmalarda Otizmin giderek arttığı göze çarpmaktadır. Son olarak American Center For Disease Control tarafından yayınlanan raporda her 68 çocuktan birinin Otizmden etkilendiği belirtilmiştir.

 

Otizm, erkeklerde kızlara kıyasla 4-5 kat daha sık görülmekle birlikte kızlarda daha şiddetli seyrettiği bilinmektedir.

Nedenleri

 

Tanımlandığı günden beri bu konuda çeşitli teoriler ortaya atılmakla birlikte kesin nedeni henüz bilinmemektedir.

 

İlk zamanlarda Aşılar ve Ağır Metaller (Kurşun ve Civa vs) gibi kimyasal maddelerin ve Soğuk Anne Modeli gibi psikolojik etkenlerin etkili olduğuna inanılsa da son dönemlerde yapılan çalışmalar genetik faktörlerin etkili olduğunu göstermektedir.

 

Ayrıca Mental Retardasyon, Tubero — Skleroz, Frajil — X Sendromu ve Epilepsi gibi rahatsızlıkların otizmde sık şekilde görülmesi genetik bir temele işaret etmektedir.

 

Klinik Özellikleri

 

Otizm, temel olarak 3 temel alanda problemlerin görüldüğü bir rahatsızlıktır. Bunlar;

 

  1. Karşılıklı Sosyal Etkileşim

 

Çocuğun etrafındaki kişilerle etkileşime girmediği, akranları ile karşılıklı oyun oynamadığı, anne-babasının seslenmelerine tepki vermediği görülür.

 

“İca” (Ceee) gibi karşılıklı sosyal etkileşime dayalı oyunlara katılmadığı gözlenir.

Yüz ifadeleri sıklıkla donuktur. Göz teması kısıtlıdır. Etrafındaki kişilerle fiziksel temas kurmamaya çalışırlar.

 

  1. İletişim

 

Konuşma yeteneği kısıtlı veya gelişmemiştir. Konuşabilenlerin daha çok anlamsız kelimeler kullandığı görülür.

 

Karşılıklı iletişimleri azalmış veya kaybolmuştur. İstediklerini sözlü olarak ifade etmek yerine işaretlerle anlatmayı tercih ederler.

 

Bay-bay yapma, selamlaşma gibi sosyal davranışları yapmamayı tercih ederler.

 

TV seyretmeye (özellikle reklamlara ve müzik kliplerine) aşırı düşkünlükleri görülür.

 

  1. Yineleyici Davranışlar ve Kısıtlı İlgi Alanları

 

Oyuncaklarla geleneksel şekillerin dışında oyun oynadıkları görülür.

 

Örneğin oyuncak arabaları sürerek oynamak yerine sadece tekerleklerine ilgi gösterip onları çevirerek oynayabilirler. Yine çamaşır makinesi, vantilatör gibi dönen eşyalara, zincir ve kolye gibi sallanan objelere aşırı ilgileri bulunmaktadır.

Parmak ucunda yürüme ve kendi etrafında sallanma davranışları sık şekilde görülmektedir.

 

Sürekli aynı kıyafetleri giyme, aynı yoldan gitme gibi aynılıkta ısrar davranışları da bulunmaktadır.

 

Temel belirtilerin çocuğun yaşına göre de dağılımında değişiklik olduğu görülmektedir. Bunlar;

 

6 — 12 Aylar

 

  • Sıklıkla babıldamanın yani ses çıkarmanın çok az olması veya hiç olmaması,

 

  • Annesinin yüzüne bakmaması, ilgilenmemesi,

 

  • Seslenildiğinde bakmaması,

 

  • Göz temasının olmaması veya kısıtlı olması,

 

  • Karşılıklı gülümsemenin olmaması,

 

  • Kucağa alındığında sakinleşememesi,

 

  • Oyuncaklarla olağan şekilde oynamaması,

 

  • Nesnelerin daha çok bir yeriyle aşırı ilgilenmesi gözlenebilir.

 

1 — 2 Yaş

 

  • Sıklıkla göz temasında yetersizlik,

 

  • Kanat çırpma, parmak ucunda yürüme,

 

  • Oyuncaklarla olağan şekilde oynamaması yani oyuncak arabayı sürmek yerine tekerlerini döndürmek gibi dönen eşyalara karşı ilgisi,

 

  • Oyuncakları dizmek gibi yineleyici davranışları,

 

  • İletişimde kısıtlılığı,

 

  • İletişime girmeye karşı isteksizliği ve

 

  • Yaşıtlarına göre dili anlamada zorlanmalar gözlenmektedir.

 

 

 

2 — 3 yaş

 

Ailelerin en sık başvurduğu yaş grubudur. En sık başvuru nedeni de konuşmada gecikmedir. Sık görülen belirtiler;

 

  • Sıklıkla yalnızlığı tercih ettikleri,

 

  • Diğer çocuklara bakmadıkları, ilgilenmedikleri,

 

  • Yakalamaca gibi basit taklide dayalı oyunların olmaması,

 

  • Sosyal gülümsemelerinin olmadığı,

 

  • Konuşma geriliği,

 

  • Yönergeleri anlama güçlüğü,

 

  • El — kol çırpma, sallanma, etrafında dönme gibi tekrarlayıcı hareketleri olduğu görülmektedir.

 

Tanı

 

Günümüzde olabildiğince küçük yaşta tanı konmaya çalışılmakta ve bir Çocuk ve Ergen Psikiyatristi tarafından tanının konulması gerekmektedir.

Erken tanı ile bireylerin bağımlı hayattan bağımsız hayata geçişleri desteklenmektedir.

 

Böylelikle ailelerinin yakın bakımlarından uzak, kendi başlarına yaşamlarını sürdürebilen bireylerin olması hedeflenmektedir.

 

Tedavi

 

Temel bir ilaç tedavisi bulunmamaktadır. Ancak günümüzde kabul edilen temel tedavi özel eğitimdir.

 

Özel Eğitimde ise temel hedef bağımlı bir hayattan bağımsız bir hayata geçiştir. Bu amaçla yoğun, kaliteli ve etkin bir özel eğitimin alınması önerilmektedir.

 

Özel eğitim ile bireylerin iletişim ve etkileşim becerilerinin arttırılması ve yineleyici davranışların söndürülmesi hedeflenmektedir.

 

Günümüzde çeşitli tedavilerin “alternatif tedavi” olarak ortaya atıldığı görülmektedir. Ancak “Alternatif tedavilerin” olabilmesi için günümüzde yeterli kabul görmüş ve kanıtlanmış çalışmalar bulunmaktadır. Dolayısıyla alternatif bir “tedavi” olanağından halen bahsedememekteyiz.