Beslenme Uzmanı İsem Güngörmüş: “Çocuklarda Obeziteye Dikkat”

Ferhat Atik

ve Mine Avkıran Nur

Çocuklarda obeziteye dikkat!

 

Çocuklarda sağlıksız beslenme ve fiziksel hareketsizlikle birlikte gelişen obezite, önemli bir hastalık. Çocuklara sağlıklı besin alternatifleri sunmak ve hareketli yaşamı teşvik etmek gerekiyor. Bilgi ve görüşlerine başvurduğumuz Beslenme Uzmanı İsem Güngörmüş, çocuklarda obezite konusunda Ailemiz Dergisi okurlarına özel bilgiler verdi.

 

Obezite nedir? Neden olur ya da neye bağlı olarak ortaya çıkar?

 

Obezite, günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır.

 

Obezite, genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu boy uzunluğuna göre vücut ağırlığının arzu edilen düzeyin üstüne çıkmasıdır.

 

Bilindiği üzere beslenme, yaşamımızı sürdürebilmek adına kaçınılmazdır.

 

Beslenme, anne karnında başlayarak yaşamın sonlandığı ana kadar devam eden vazgeçilmez bir ihtiyaçtır.

 

Beslenme, insanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için gerekli olan besin öğelerini yeterli ve dengeli miktarda alıp vücutta kullanabilmesidir.

 

Günlük yaşamda bireylerin (gebe, emzikli, bebek, okul çocuğu, genç, yaşlı, işçi, sporcu, kalp-damar, şeker, yüksek tansiyon hastalığı, solunum yolu bozuklukları vb.) yaşa, cinsiyete, yaptığı işe, genetik ve fizyolojik özelliklerine ve hastalık durumuna göre değişen günlük enerjiye ihtiyacı vardır.

 

Sağlıklı bir yaşam sürdürmek için, alınan enerji ile harcanan enerjinin dengede tutulması gerekmektedir. Bu denge bozulduğu zaman kilo artışları meydana gelmektedir.

 

Yetişkin erkeklerde vücut ağırlığının %15-18’ini, kadınlarda ise %20-25’ini yağ dokusu oluşturmaktadır. Bu oranın erkeklerde %25, kadınlarda ise %30’un üstüne çıkması obezite olarak tanımlamaktadır.

Günlük alınan enerjinin harcanan enerjiden fazla olması durumunda, harcanamayan enerji vücutta yağ olarak depolanmakta ve obezite oluşumuna zemin hazırlanmaktadır. Buna paralel olarak, günümüz teknolojisindeki gelişmeler, yaşamı kolaylaştırmakla birlikte, günlük hareketleri önemli ölçüde sınırlamıştır.

 

Fiziksel aktivitenin yetersiz ya da düzensiz olduğu sedanter yaşam, özellikle yeni nesilde ciddi oranda artmıştır.

 

Kısaca obezite; besinlerle alınan enerjinin (kalori) harcanan enerjiden fazla olması ve fazla enerjinin vücutta yağ olarak depolanması (%20 veya daha fazla) sonucu ortaya çıkan, yaşam kalitesini ve süresini olumsuz yönde etkileyen bir hastalık olarak kabul edilmektedir.

 

Obezite riskini artıran faktörler ve oluşabileceği hastalıklar nelerdir?

 

Düzensiz beslenme ve teknoloji ile hayatımızdaki hareketlerin sınırlanması ve sosyalleşmenin azalmasının, obeziteye destek sağladığı bir çok araştırmada görülmektedir. Bu faktörlerin yanı sıra genetik, çevresel, nörolojik, fizyolojik, biyokimyasal, sosyo—kültürel ve psikolojik pek çok faktör, birbiri ile ilişkili olarak obezite oluşumuna neden olmaktadır.

 

Tüm dünyada özellikle çocukluk çağı obezitesindeki artışın sadece genetik yapıdaki değişikliklerle açıklanamayacak derecede fazla olması nedeniyle, obezitenin oluşumunda çevresel faktörlerin rolünün ön planda olduğu kabul edilmektedir.

Obezitenin oluşmasında başlıca risk faktörleri ise; aşırı ve yanlış beslenme alışkanlıkları, yetersiz fiziksel aktivite, yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, sosyo – kültürel etmenler, gelir durumu, hormonal ve metabolik etmenler, genetik etmenler, psikolojik problemler, sık aralıklarla çok düşük enerjili diyetler uygulama, sigara- alkol kullanma, kullanılan bazı ilaçlar (antideprasanlar vb.), doğum sayısı ve doğumlar arası süre olarak sıralanabilir.

 

Obezitenin gelişmesinde dikkat edilmesi gereken faktörlerden biri de, yaşamın ilk yıllarındaki beslenme şeklidir.

 

Yapılan çalışmalarda, obezite görülme sıklığının anne sütü ile beslenen çocuklarda, anne sütü ile beslenmeyen çocuklara göre daha düşük oranlarda olduğu; anne sütü verme süresinin, tamamlayıcı besinlerin türü, miktarı ve başlama zamanlarının obezite oluşumunu etkilediği bildirilmektedir.

 

Çocukluk çağı obezitesinde gelişebilecek komorbiditeler insülin direnci, diabetes mellitus, metabolik sendrom, kardiyovasküler hastalıklar, hormonal değişimler, kanser, uyku apne sendromu, organ disfonksiyonları olarak sıralanabilir.

 

Obezite sorunu olan çocukların tedavisinde neler yapılır?

 

Obezite sorunu olan çocuklarda genellikle; enerji alımı, toplam yağ ve doymuş yağ tüketimi, şeker ve şekerli besin tüketimi, öğün aralarında enerji yoğunluğu yüksek besin tüketimi fazla miktarlardadır.

Sebze ve meyve tüketiminin, öğün saatleri düzensizliğinin, hızlı yemek yeme alışkanlığı ve fiziksel aktivite düzeyinin düşük olması gözlemlenmektedir. Bunun tedavisinde multidisipliner ekip çalışmasına ihtiyaç vardır. Bu ekibi; diyetisyen, doktor, uzman psikolog ve egzersiz uzmanı  oluşturmaktadır.

 

Çocukluk çağı obezitesinde, kalıcı davranış değişikliği sağlayarak genel sağlığı olumlu yönde etkilemek, beslenme planlarında çeşitliliği ve fiziksel aktiviteyi arttırmak gerekmektedir.

 

Çocukların sağlıklı beslenmesi ya da düzgün bir yaşam tarzı olması için ebeveynlere neler önerirsiniz?

 

Öncelikle kişiye özel diyet tercih edilmelidir. Beslenme planı hazırlanırken özellikle gelişim çağındaki ve adölesan dönemindeki çocuklarda Bazal Metabolizma Hızının altına düşülmemelidir.

 

Tam tahıllı ekmekler, tam buğdaylı makarnaların yer aldığı kompleks karbonhidrat grubunu içeren besinler günlük besin tüketimlerine eklenmelidir. Ayrıca elma, armut, ayva ve tam tahıl gibi düşük glisemik indeksli besinler tercih edilmelidir.

 

Günlük enerji gereksinimini karşılayacak besinler 5-6 öğünde alınmalıdır. Çocukların uyku düzenini olumsuz yönde etkilememesi için akşam saatlerindeki öğünlerde kan şekerini artıracak besinler olmamalıdır. Özellikle çocuklarda, kahvaltı öğünü atlanmamalıdır.

 

Çocuklar, güne güzel bir tabak modeli ve besleyici bir öğün ile başladığında kan şekeri dalgalanması, kontrol altında tutulmuş olur.

 

Ayrıca porsiyon kontrolü de sağlanmalıdır. Özellikle ara öğünlerde, enerji yoğunluğu yüksek besinler yerine enerji yoğunluğu düşük, besleyici ve tok tutan besinler veya alternatif ara öğün seçenekleri tercih edilmelidir.

 

Bağırsak sağlığını desteklemesi ve kan şekeri regülasyonu sağlaması nedeniyle posa içeriği yüksek besinlerin tüketimi de artırılmalıdır.

 

Ebeveynler, çocukların günde 1 saat düzenli fiziksel aktivite yapmalarını teşvik etmeli ve ilgi duyduğu ya da zevk aldığı aktivitelere yönelmelerini desteklemelidir.

Bir başka önemli konu ise, televizyon başında besin tüketilmemesidir. Çocuklar, televizyondaki görsellere odaklandığından dolayı önlerinde olan yemeği ne kadar tükettiklerinin farkında olmayacakları için doyma hisleri baskılanıp daha fazla besin tüketme ihtiyacına yöneleceklerdir.

 

Ayrıca, televizyon karşısında 1.5-2 saatten fazla zaman geçirilmemelidir.

 

Çocukların mutlaka ailesi ile zaman geçirmesi, ihtiyaçları ve isteklerinin de dinlenmesi gerekmektedir.

 

Ana öğünlerde ailenin bir araya gelmesi de önemlidir. Çocukların, ebeveynlerini örnek aldıklarını ve rol model olarak gördüklerini de unutmamak gerekmektedir.