Gebe Kalmadan Önce Neler Yapmalıyım?

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Dr. Tomris Mahirel

Anne olmak, genç kadınların neredeyse tamamının hayallerini süsleyen bir eylem olmasının yanı sıra hayatın akışını değiştirecek çok önemli bir olay, dahası bir mucizedir. Ancak anne olmaya karar verirken hem riskli gebeliklerin önlenmesi ve hem de rahat bir gebelik periyodu geçirmek için ideal olan, gebeliği planladığınız zamandan 3 ay öncesinde doktor kontrolüne girmek ve mümkünse bilinçli ve planlayarak gebe kalmaktır.

 

Planlı gebelik, hem önceden farkında olmadığınız ya da kendinizce önemsiz olduğuna inanıp aslında gebelikte ciddi sorunlara yol açabilecek patolojilerin zamanında tedavisiyle ileride karşılaşacağınız zorlukları daha kolay atlatmanızı sağlayacak; hem de gebe kalmanızı engelleyecek ya da geciktirebilecek sorunların tespitine olanak sağlayacaktır.

 

Gebe kalmadan önce nelerin yapılması ve nelerin yapılmaması gerektiğine ana hatlarıyla bir göz atacak olursak:

 

  • Gebe kalmak için en uygun yaş dilimi 18-35 yaşlar arasıdır.

 

Dünya Sağlık Örgütü, 19 yaşına kadar olan gençleri adölesan olarak kabul etmekte; hem psikolojik ve hem de fiziksel yönden gelişimlerini henüz tamamlamadıkları belirtilmektedir. Bu nedenle erken yaş gebeliklerinde doğum ve doğum sonrası komplikasyonlar daha fazla görülmektedir.

 

Diğer yanda 35 yaş üstü gebeliklerde ise diyabet, hipertansiyon, gebelik zehirlenmesi, artmış düşük, erken doğum riski ve genetik yapısı bozuk bebek dünyaya getirme gibi riskler oluşmakta; bu da daha sık kontrol ve ayrıntılı tetkiklere gereksinim doğurmaktadır. İlerleyen yaşla birlikte yumurtalık rezervleri azalmakta, yumurta kalitesi düşmekte, gebe kalmada da problemlerle karşılaşılmaktadır.

 

Yumurtalarını ileriki yaşlarında kullanmak üzere dondurarak saklama işlemi tavsiye edilen kadınların bir bölümünü de birtakım nedenlerle gebeliği ötelemek durumunda olan hastalarımız oluşturmaktadır.

 

  • Kadın doğum uzmanınızı ziyaret edin:

 

Hamile kalmaya karar verdiğinizde, duygusal olarak bebek sahibi olmaya hazır olabilirsiniz. Ancak vücudunuz buna hazır mı?

 

İlk yapılması gereken jinekolojik ve ultrasonografik muayenenizdir.

Bu ziyaret sırasında:

¨ Ailenin tıbbi geçmişi ve varsa geçmiş gebelikleri hakkında tüm bilgiler etraflıca sorgulanır,

¨ 9-12 ay içinde smear test yapılmamışsa testin tekrarı yapılır.

¨ Genital bir infeksiyon var ise tetkik ve tedavisi yapılır.

¨ Her kadın-doğum uzmanı ayrıca bir pratisyen hekimdir de. Jinekolojik muayenenin yanı sıra nabız, tansiyon, kilo ölçümü, kalp ve akciğer muayenesi ile guatr ve lenfadenopatiler yönünden boyun muayenesi yapılır. Bu sistemlerle ilgili herhangi bir patolojinin tespiti durumunda ilgili  branş hekiminden konsültasyon istenir.

¨ Kan tetkikleri istenir. Bunlar;

  1. a)Kan sayımı
  2. b)Biyokimyasal analizler
  3. c)HbsAg, HCV, HIV
  4. d)Tiroid hormonları
  5. e)TORCH (Toxoplasma, kızamıkçık, sitomegalovirüs, herpes)
  6. f)Evlilik öncesi yapılması zorunlu olan Talasemi tarama testi mutlaka sorgulanmalı henüz yapılmamışsa istenmelidir.
  7. g)Eşlerin kan grupları

 

Yapılacak kan tetkikleri sonucuna göre kansızlığı olan bir anne adayının kansızlığının gebelik öncesinde tedavisi mümkün olabilecektir. Yine testlerde örneğin Kızamıkçığa karşı bağışıklığı yoksa arzu etmesi durumunda kızamıkçık aşısı yapmak mümkün olacak fakat aşı sonrası en az 3 ay süre ile kesinlikle gebe kalınmaması hususunda uyarılacaktır.

 

Kızamıkçık, virütik bir döküntülü çocukluk dönemi  hastalığı olup, ya hastalığı geçirmek suretiyle aktif olarak veya aşılanmak suretiyle bağışıklığı oluşur.

 

Gebeliğin özellikle ilk 16 haftası içinde geçirilen kızamıkçık bebekte en ciddi doğumsal anomaliye neden olabilen bir enfeksiyon olduğundan, belirtilen süre içinde kızamıkçık geçiren annenin gebeliğinin sonlandırılmasına yasalar izin vermektedir.

 

Gebelikte bu enfeksiyonu geçiren annelerin bebeklerinde büyüme gecikmesi, doğumsal kalp defektleri, katarakt, sağırlık, zeka geriliği görülmektedir.

 

Gebe kadının kızamıkçığa karşı bağışık olup olmadığı kan tetkikiyle anlaşılmaktadır.

 

Toksoplazma ise paraziter bir enfeksiyon olup, gebe kadında düşük, erken ya da ölü doğuma, veya bebekte ciddi sağlık sorunlarına  neden olmaktadır.

 

Hayvanlardan insana hayvan dışkısıyla, dışkının bulaştığı eşyalar yoluyla ya da enfekte olan çiftlik hayvanlarının az pişmiş etleriyle ve pastörize edilmemiş sütleriyle geçebilir. Özellikle toksoplazma paraziti içeren kedi dışkısıyla temas edilmemesi, az pişmiş veya çiğ et yenmemesi gerekmektedir.  Meyve ve sebzeler ise çok iyi yıkanarak yenmelidir.

 

CMV (sitomegalo virüs) enfeksiyonu da adından anlaşılacağı gibi virütik bir hastalık olup insandan insana vücut sıvıları (kan, tükürük, idrar, semen, anne sütü) ile geçebilir.

 

Anne karnında bu enfeksiyonu alan bebeklerde prematüre doğum, sarılık, büyük ve az fonksiyon gören karaciğer, döküntüler, anormal küçük baş gelişimi görülebilir.

 

Doğumda tamamen normal görünen bazı enfekte bebeklerde ise geç olarak işitme kaybı, görme bozukluğu ve gelişme geriliği görülebilmektedir.

 

  • Kilonuz gebelikte önemlidir:

 

Gebelikte aşırı kilo; hipertansiyon, gebelik zehirlenmesi, prematüre doğum ve gebelik diyabeti gibi birçok komplikasyonun oluşmasına davetiyedir.

 

Ayrıca obez kadında bebek de çoğu kez iri olacağından doğum yaralanmalarına yol açabilir, normal doğum yerine iri bebek nedeniyle sezaryen ihtiyacı hasıl olabilecektir.

 

Anne adayının çok zayıf olması da arzu edilen bir durum değildir. Aşırı zayıf annede, erken doğum tehdidi ve düşük doğum ağırlıklı bebek dünyaya getirme riski artmıştır.

 

  • Beslenme:

 

Anne adayının beslenmesi fast-food ağırlıklı ya da tek tip ise mutlaka sağlıklı ve dengeli bir beslenme programına geçilmelidir. Bu dönemde protein (et, süt, süt ürünleri, tavuk, balık, bitkisel protein olarak bakliyat) ve taze sebze ağırlıklı beslenmeye özen göstermelidir.

 

Tercihan Mevsim sebze ve meyveleri tercih edilmelidir.

 

Tatlandırıcı alıyorsa kesilmeli, kola ve gazlı içecekler içilmemeli, kafein (kahve, neskafe) alımı asgariye indirilmelidir.

 

Sade maden suyu gebelikte günde 1,en çok 2 bardak içilebilir.

 

  • Sigara, alkol, uyuşturucu:

 

Fetus üzerinde zararlı etki yaratabileceğinden gebelikten en az üç ay öncesinden bu zararlı alışkanlıklardan tamamen kurtulmak gerekir.

 

Aşırı alkol ve sigaranın sperm kalitesine kötü etkileri olduğu uzun süredir bilinmektedir.

 

  • Kronik hastalığınız varsa:

 

Anne adayında hipertansiyon, diyabet, depresyon, epilepsi, hiper veya hipotiroidi gibi kronik hastalıkların varlığı durumunda multidisipliner bir yaklaşımla ilgili branş hekimleriyle birlikte gerekli önlemler alınmalıdır.

 

  • Diş doktorunuzu ziyaret edin:

 

Semptom vermeyen bir patolojinin zamanında tedavisi mümkün olur.

 

 

  • Hastanın yaşam biçimi:

 

Hastanın yaşam biçimi mutlaka gözden geçirilmeli; eğer anne adayı çalışıyorsa, çalışılan yerde ya da yaşanılan çevrede herhangi bir dış etkene maruziyet sorgulanmalıdır (Civa, kurşun gibi metaller, böcek öldürücü ilaçlar, diğer kimyasallar ve radyasyan gibi).

 

  • Her türlü stresten uzak durun.

 

  • Egzersiz yapın.

 

  • Folik asit kullanmaya başlayın:

 

Gebelikten 3 ay öncesinden folik asit takviyesine başlamanız, bebeğinizde gelişebilecek nöral tüp defektlerini( beyin ve omurilik)  %75 oranında önler.

 

  • Genetik danışmanlık:

 

Eşler arasında akrabalık söz konusu ise, ailede bazı genetik hastalıklar  ya da tekrarlayan düşük hikayeniz varsa gebelik öncesinde mutlaka bir genetik danışmanın tavsiyelerini almalısınız.

 

PLANLI BİR GEBELİĞİNİZİN OLMASI, DOĞACAK BEBEĞİNİZİN SAĞLIKLI OLMASININ YANI SIRA RAHAT BİR GEBELİĞİN SEYRİ VE İLERİDE KARŞILAŞACAĞINIZ ZORLUKLARI DAHA KOLAY VE BİLİNÇLİ BİR ŞEKİLDE ATLATMANIZI SAĞLAR.